NİCE 146.
YILLARA!
Evet sayın seyirciler.
Elimiz, kocamanlaşmış göbeğimizin üzerinde; ağzımız ayrık, elalemin suratına
bakıp dilinden dökülecek tek kelimeyi itaat ve saf duygularla bekleyerek
geçirdiğimiz 146. yılın sonuna hoş geldiniz!
Bizden adam olur mu?
Olur. Ama umudumu gün geçtikçe yitiriyorum.
Siz ekip kurun, ekip! Harika olur. Böyle, şeşen falan oynarlar. Arada gorski
diye birşey var, ondan atarlar, ben de yeni görüyorum.
Sonra pikniğe gidip voleybol oynarlar kızlı-erkekli. Biz "moderen" milletiz.
Kaç-göç yok. Bunu en güzel voleybol sporu gösteriyor. Seçimi takdir ediyorum.
Kaşen de olunmalı.
"Hajı" denmeli, "şu kıza yazsam mı?"
Çikolata gönderilmeli, telefon numarası üzerine yazılıp...
Kız da demeli ki: "Olmaz. Konuştuğum var."
"Konuştuğu"nun adı "kaşen" olmalı.
Bugün yerin altındaki o tüm "kaşen"lerin kemikleri sızlamalı.
Piknikte mangal yapılmalı, ama "mangalda kül bırakılmamalı"!
Mangal gibi yürekler linç edilmeli, linç edilenlere birer mermi daha sıkılmalı;
ayılmasınlar kazara diye...
Örgü örülmeli kadınlarla, gün yapılıp evlilik programları seyredilmeli hatta o
programlara çıkılıp koca aranmalı.
İşte bu nirvanaydı. Ama ben bunu da gördüm.
Çocuklara televizyon seyrettirilmeli durmadan. Ki yarın öbürgün "Anne-baba, ben
neden Çerkesçe bilmiyorum?" diye sorduğunda rezil olmayalım, elde bahanemiz
bulunsun... Diyebilelim ki "Ama evladım... Ama, ama televizyon Türkçe!"
Ama kocaaaa hafta boyunca yapılan yarım saatlik yayını izlememeli.
Tenezzül etmiyoruzdur biz kesin!
Köyler terk edilmeli, köylülükten utanılmalı ve köylülerin konuştuğu Çerkesçe
denilen o acaip dili konuşmamalı. Adıgece soru sorana Türkçe, Rusça, Arapça,
Yahudice ya da "nece olursa olsun Adıgece olmasın da"ca cevap verilmeli.
"Çocuklar doğdukları andan itibaren Türkçeyi bilirler. Ama Adıgece'yi sadece
birazcık anlarlar, konuşamazlar" gerçeği unutulmamalı. Ve bu nedenle de şayet o
köylü dilini konuşmaktan utanmayanlardan isek, yetişkinlerle Adıgece
konuştuğumuz anlarda çocuklara dömemiz gerekirse, doğuştan bildikleri Türkçe
konuşulmalı.
Asimilasyonu "şeşen oynamayı bilmemek" zannetmeli önümüzdeki yüzyıl da.
Sözlü tarihten bahsetmemeli bile. Nesilden nesle geçen hikayeler, olaylar,
şarkılar tamamen silinmeli kafadan, tuzruhu ve kezzap dökülmeli beyinlere. Soran
olursa gençlerden, geçiştirilmeli. Cevap verilmemeli. "Sen dersine bak!"
denmeli. Mazallah, sonra birden anlayıverirlerse ya unuttuğumuz şeylerin ne
kadar çok olduğunu? Ya da hoşuna giderse Adıgelik, bağlanırsa?
Ve mazallah,
atalarımız yakamıza yapışacak diye korkarken biz;
ya gençlerimiz yapışırsa yakanıza,
EY
"THAMADE(?)"LER!?
Sonra içilmeli "hajı!"
Sonunna kedder. Sebbehe kedder!
Böyle hani, gözlerimiz çift değil, dörder de değil, hatta sekizer de...
Onaltışar yirmişer görmeye başlayana kadar içilmeli.
Ki kalabalık görünsün halkımız gözümüze, değil mi?
Boş olunmalı alabildiğine. "Boş ol, boş ol, boş ol!" denmeli anavatana ve
çıkartılmalı Adıgelik gömleği zaman zaman üzerimizden.
"Döneceğim!" diyenlere zaten herşey müstehak! Komünist demeli, dinsiz demeli,
şoven demeli, hain demeli; herşeyi demeli. Ha, ola ki dönemezse ya da dönüşü
gecikirse bazı sebeplerle, savunma bile almadan asmalı. Hak ediyor kefere!
Abhazı ayırmalı, Adıgeyi olduğu yere çakmalı, Ubıhın kafasına kafasına vurmalı.
Her birine ayrı bir etiket takmalı; kimi sağcı - kimi dinci - kimi köylü - kimi
elit - kimi Rusçu - kimi Turan soylu - kimi Çinlilerle akraba - kimi Obama'yla
wunekoş - kiminin kaşının üstünde gözü olmalı...
Birbirlerini gördüklerinde tanımamalılar. Ama en önemlisi; tanımak da
istememeliler "hajı"!
Konuşmalı... Ne kendini ne de başkasını dinleyip anlamalı lakin. Durmadan
konuşmalı. Bazen tarih profesörlerine hadlerini bildirmeli, bazen müzisyenlerin
ağızlarına tıkmalı enstrümanlarını, bazense o "hiçbirşey bilmeyen"lere meydan
okumalı, göstermeli engin kültürünü!
Anadili konuşulmamalı, "ezberlenmeli". Ezbere şarkılar söylenmeli yarım yamalak,
ezbere selamlaşılmalı. "Anlıyorum ama konuşamıyorum" denmeli şehirli bir
gururla. "Anlasın yeter." denmeli, ondan sonraki nesil düşünülmeden.
Yabancı gelin övülmeli, "Bin Çerkese bedel!" diye. Ve yabancı damadın parasıyla
gurur duyulmalı, "Aman da benim kızım ne de zengin bir yabancı buldu!" diye...
Bir gencimiz evlenirken "Kimlerden?" diye sorulmamalı. "Çerkes mi?" denmeli.
Halkların kardeşliği! Hey gidi hey!
Evet, daha yapmamız gereken çok şey var gördüğünüz üzere. Başaracağımıza
inanıyorum sayın seyirciler. Başarabiliriz.
Az daha çabalayalım.
Başarabiliriz.
Çıkmadık candan umut kesilmez derler ama,
biz bu Çerkesliğin canını çıkarabiliriz!
Bu arada, biz bir rekor kırdık; bilmem farkında mısınız?
Sürgünde 146 yıl! Bunu inanın bizden başka kimsecikler beceremezdi. Kesin ilk
fırsatta anavatana dönerlerdi.
Evet sayın seyirciler. Rekorumuz kutlu olsun. Sürgünde nice 146 yıllara!