BİR KEDİM BİLE VARDI

   İlkokul 3.sınıfa gittiğim yıl, köyden Pınarbaşı’na geçici taşınmıştık. Ders yılı boyunca ilçede, tatilde tekrar Boran dere’deydik. Murat Ağabeyim 6. sınıfa başlayacaktı ve köyde okul yoktu. Yani her babanın yapmak istediği gibi; çocuğunu okutmak için, zorunlu göç!

   O zamanlar köyümden bu ilk ayrılmanın benim için sevinç oluşturduğunu hatırlıyorum.Yeni bir ortam,şehir görecektim,çarşı,dükkânlar vs.dir daha aslâ bu duyguyu yaşamadım,ilk ve son.Her köyden ayrılışım hüzünlü bir vedâ oldu.

   Geride birçok alışkanlığımı bırakıyordum:”Pırnıka” olmayacaktı mesela hayatımda.Pırnıka bizim kedinin adıydı.Bütün vücûdu simsiyahtı.Üç kardeştiler.Biz de üç erkek kardeş olarak kedileri paylaşmıştık.En büyüğü Murat Ağabeyimin,ortancası Mustafa Ağabeyimin küçüğü de benim.İşte o Pırnıka’ydı.Sonradan Sedat’ın lakabı bile olmuştu…

   İlk iki kedimiz kısa zamanda ölmüşlerdi.Yücel birinin cesedine bevletmişti de kavga yapmıştık, bu yüzden.Özenle,Aslan İLHAN Amcaların evinin dağ tarafına gömmüştüm.

   Pırnıka samimi bir arkadaşımdı.Zekî,iri yapılı,tüyleri güneşte parıl parıl olup göreni hayran bırakırdı.Balıkla beslerdim çoğu gün.Ne zamanki balıktan dönüp tel çevirmeden bahçemize girsem, Pırnıka! Pırnıka!  diye seslenmeme anında yanımda biterek cevap verirdi.Sanki bütün gün geleceğim saati gözlermiş gibi(!)

   İtleri korkutur,hemcinslerini hep döverdi.Geri çekildiği bir kavgasını görmedim.Yılanlara bile kafa tutardı:Öğlenin kızgın güneşi etrafı ısıtıyordu.Yemeğimi yedikten sonra bahçemize çıkmıştım.Az ötede Pırnıka bir şeyle boğuşuyordu.Hemen yanına koştum ki ne göreyim!Pırnıka yılanla cedelleşiyordu.Pençelerini vurdukça yılan kıvrım kıvrım kıvrılıyor,tıs tıs sesler çıkarıyordu.Evdekilere bağırdım.Annem yetişti.Yılanı elinden zor aldık.

   Çoğu geceler yatağımda yatırırdım.Hır mır,hır mır sesleri çıkararak uyuması çok hoşuma giderdi.Annem den bu nedenle çok azar işitsem de vazgeçmedim.Benimle uyanır,o gün nereye gideceksem bir süre beni yolcu eder ne zamanki gitmesini istersem yanımdan ayrılırdı.

    İşte Pınarbaşı’na göçtüğümüz o yıl Pırnıka köyde kalmıştı.İlçeye götürmeme izin verilmemişti.Babam,onu ilçede gördüğünü anlatmıştı.Bizlerden ayrılmak hem ona,hem bizlere ağır gelmişti.Ev sahiplerini kaybetmenin üzüntüsüyle bir süre daha yaşadı.Sebebi meçhul bir şekilde öldü.Ne çok ağlamıştım…Şimdi bile etkileniyorum.

   Hayvanları seven birinin kötü olmayacağını düşünüyorum.Birçok sevgiye kaynaklık ettiğini de iddia ediyorum.Çocuklarımıza bu sevgiyi çok görmeyelim; hatta teşvik edelim.

                                                                                             07.02.2007Kayseri

                                                                                               Vedat DOĞAN