HAYAL-MEYAL BORANDERE
Henüz ben Dünya’ya gelmeden 1963 yılında ortanca ağabeyim Erdoğan doğunca
babam köyden ayrılmayı koymuş kafasına,almış iki çocuğunu ve eşini Kayseri yol-
larına düşmüş.Arkadaşları ve sevdikleri dur gitme koca şehirde perişan olursunuz,
dedilerse de “Usandım 1 yıl verip 5 yıl alan bu kıraç topraklardan en azından çocuk-
larım okur” diye cevap vermiş onlara.Pınarbaşı’nın çok uzak kabul edildiği o yıllarda
nur içerisinde yatsınlar rahmetlik babaannemi ,Güldane halamı ve Allah başımızdan
eksik etmesin Saim amcamı köyde bırakarak Kayseri’ye taşınmış.
O yıllarda koca Kayseri’de sadece 4-5 aile Çerkes varmış.Kayseri’nin yerli halkı
çok da sıcak değilmiş köyden gelen bu insanlara karşı,bu yüzden babam Talas’a
yerleşmiş.
Ben 1966 yılında Talas Harman mahallesinde doğdum.Bir kaç yıl sonra babamın
burada ortak açtığı fırın iflas edince şehir merkezinde yeni bir fırın açtı, bizde böylece
şehir merkezine yerleşmiş olduk.Kayseri merkezde pek çok kiralık ev değiştirdik,pek
çok arkadaşım oldu.Ama en sevdiğim anılarım köyden akraba kızların annemle halı
dokumak için Kayseri’ye geldikleri günler olmuştur.Kulakları çınlasın Perihan abla
( Perihan Taşkıran şimdi İstanbul’da ) benle çok uğraşırdı.Hele Miyasa abla (Ahmet
Yeşilyurt’un eşi o yıllarda evli değildi.) beni çok kızdırırdı.Bunlar gündüz halı dokur-
ken bana yalvarırlar,gidip sinemalarda oynayan filmleri öğrenirsen Dursun abiye
( babam) yalvarır senide götürürüz derlerdi.Onlara inanır gidip filmleri öğrenirdim.
İşte başlardım saymaya yazlık Şahin sinemasında Cüneyt Arkın,Türkan Şoray
Taş sinemasında Ediz Hun,Hülya Koçyiğit vb…bunlar bir filmde anlaşırlar.Akşam
olunca tabi babam onları kırmaz.Ama bana gitmeyeceğiz diye rol keserler,ben uyu-
yunca rahmetlik anneanneme bırakıp cümbür cemaat sinemaya giderler.Tabi bunu
ben ertesi sabah Özdemir ve Erdoğan ağabeylerimden duyunca kopartırdım yayga-
rayı.Sonraları bizim mahalle mini bir Borandere olmuştu.Önce babaannemler gelip
bize yerleşti.Sonra aynı sokağa Rahmetlik Paşa amca ( Tahsin Aslan) ,Hamdi Çetin-
kaya ( Şimdi Perihan Taşkıran’la evli İstanbul’da ),Mehmet Taşkıran ağabeyim,
Sevgili dayımVehbi Uzun ,Şevket Yıldırım yerleştiler.Birde bize uzak bir mahalleye
yerleşip sık,sık bize gelen toprağı bol olsun Üzeyir Dinçaslan amcanın babacan
tavırları ile köyümün ve köylümün insanın içine işleyen o sıcaklığını hissettim.
Köylülerimiz her akşam bir yerde oturup sohbet ederlerken biz çocuklar yer
minderine oturur,onların köy maceralarını dinlerken gözlerindeki o köy sevgisinin
ışıltılarını yüreğimizde hissederdik.Borandereli olmanın verdiği gururla büyükleri-
min yüzlerine bakarken.
Köyle ilk tanışmam sanırım İlk okula başladığım yıl oldu.Babamla köye gitmek
için köy otobüslerinin kalktığı garaja gittik.( O dönemlerde köy otobüsleri Hunatın
karşısından kalkıyordu) Otobüsler malüm o dönemlerde çok eskiydi.İlk yarım saat
sonra benim midem ağzımdan gelecek gibi oldu.Naylon torba verdiler,afedersiniz
Pınarbaşı’na gidene kadar yer yer çıkararak gitmiştim.O eski hurda otobüsten
gelen mazot kokusu kafamda nasıl yer etmişse gençlik yıllarıma kadar her otobüs
yolculuğunda o kadar olmasa da beni etkilemiştir.Sonra Pınarbaşı’ın dan doğu
otobüslerinden birine binerek sırtta indik.Babam “ İşte oğlum aşağıdaki köy senin
köyün Aşağı Borandere”dediğinde tepeden aşağıya doğru köyümü bir süre sevgiliye
kavuşma öncesi hayranlıkla seyrettim.Her şey O çocuk hayalimdeki gibiydi,belki de
daha güzel gelmişti bana.Babamın ve O Dünya tatlısı tanıdığım köylülerimin anıları
bu manzara ile örtüştü,sanki o anlattıkları anıları birkaç saniyede bir film şeridi gibi
gözlerimin önünden geçti.
Babamla sırttan inip köye geldiğimde yaşlısından gencine kadınından erkeğine
herkes bana çok sıcak gelmişti.Köy içerisinde yürürken rastladığımız bu sevimli içten
insanlar kimi eğilip öpüyorlar,kimi yanaklarımı sıkıyorlardı.Bu gün dernekte ve köyde
karşılaştığım ağabeylerim ve amcalarımdı,hiç kuşkusuz onlar belki de bazıları hakkın
rahmetine kavuşmuştur O tarihten sonra ama hiç birinin yüzünü net olarak hatırlamı-
yorum inanın bana hatırladığım sadece çok sevimli güler yüzlü insanlardı çocuk belle-
ğimde saklı kalanlar.
Köyde rahmetlik Emin amcamlarda kaldık.Akşam olunca Cahit ve Yılmaz’la
( Emin amcamın oğulları) ile birlikte köydeki çocuklarla kısa bir oyun faslından
sonra Emin amcamın kapının önüne diktiği salatalıkları gizlice içerisinde yuvarlanarak
yattığımız yerde talan ettik.Ama rahmetlik Şaziye teyzenin ( Şaziye Taşkıran)ve yine
rahmetlik Şefika Teyzenin ( Şefika Yeşilyurt ) tatlılığı ve yüzleri beynime kazınmış
şekilde köyden döndüm.
Bu tarihten sonra köye dönem,dönem kısa gidişlerim oldu.Ama köyde gece kalışlarım
bir elin parmaklarını geçmez.Bana bu köy sevgisini aşılayan başta babam ve nur içinde
yatsın rahmetlik annem ve mahallemizdeki köylülerimizden Allah razı olsun diyorum.
Borandereli olmak sadece nüfus cüzdanın sağ alt köşesindeki bir satırlık yazıdan
ibaret olmamalı,mühim olan o yazının içeriğini yüreğinde hissederek can çekişmek-
te ve yok olmaya yüz tutmuş ata topraklarına gücünün yettiği oranda sahip çıkabil-
mektir.Taşın altına sadece elimizi değil yüreğimizi koyabilmektir.İşte gerçek Boranlı
bence budur ve bu olmalıdır.Yoksa birilerine kızdığı için köyünün ve derneğinin bu
son çırpınışlarına seyirci kalmak değildir.Çünkü Boranlı olmak kimsenin tekelinde de
değildir.Bana büyüklerim böyle öğretti, Allah nasip ederse çocuklarıma da ben öğre-
teceğim.En gerçek sevgi sevdiğine sahip çıkmaktır.
Derneğin açılma sürecinde o toplantılara ben hep bu duygularla katıldım.İstedim ki
çocuklarımın da yüreklerine bu köy sevgisinin tohumlarını atayım.Bu duygu ve düşün-
celerle derneğime hizmet ediyorum.Yoksa kendime eğlence aramış olsaydım başka
mecralara ve oluşumlara katılırdım.Köyümü ve tüm köylümü çok seviyorum.
09.03.2007
ERDAL ASLAN