BORANDERE

    Gök yüzünde alıcı kuşların uçuştuğu,billur billur suyunda  balık tuttuğumuz,yüzdüğümüz,yemyeşil

çayırlarıyla ilk baharda kuş cennetini andıran  ÖZ'üyle  yürekli insanların yurdu derlerdi, o güzelim

yaylalarında keklik sesiyle uyanılan sisli sabahları anlatırlardı eskilere sorsaydık.

Eskiler diyorum ama 1970-1975 doğumlu olanlarda son demini yaşadık gaz lambalarının yerini

Elektriğin aldığı,mahalle çeşmelerinin yerini evlere gelen suyun rahatlığını, DELTA radyolardaki

arkası yarınların heyecanını televizyonların siyah beyaz dünyasında DALLAS dizisiyle keşfettik

dış dünyayı ve HAKKI KARAHAN eliyle diye noktalanılan mektupların yerine  telefonların aldığını.

 

Belki bir devlet politikası ,belki çağın gereği ama köyden kente göçün başlamasıyla en büyük yıkımı hem

kültürel hemde manevi deyerlerin yok olması anlamında bizler yaşadık.Uzun yıllar savaşıldıktantan sonra

yaşanılan sürgün ve sürgün yaşadığın topraklar uğruna verilen savaşlar,yeni bir Cumhuriyet ,kılık kıyafet

devrimi ,yeni bir alfabe.Bütün bu aşamaları yaşayıp yinede kültüründen ödün vermeden belkide yaşadığı

coğrafyada ayrıcalıklı bir konuma gelen bu sürgün insanları 1980 'li yılardan sonra hızlı bir şekilde başlayan

köyden kente göç ve yukarıda belirttiğimiz teknolojik ve sosyal gelişmelerle onca yaşanılan acılara rağmen

kaybedilmeyen değerleri birer birer yitirdik.

 

Biz neredeyiz ?   Başladığımız yerden bugüne kadar kat ettiyimiz yolda neler kazandık neler kaybettik.

Bu soruyu herkes kendi sosyal konumuna göre deyerlendirebilir.Kimileri kazandı kimileri kaybetti ama genel

anlamda manevi deyerler anlamında herkesin birdaha kazanamayacağı birçok şeyi kaybettiyi  kanaatindeyim.

Evet Borandere  adının ağırlığıyla bile içimizi ısıtan köyümüz.Kaybettiklerimizin yalnız kültürümüz olmadığını

köyümüzünde yavaş yavaş kaybolduğunu görmek ve daha acısı hiç birşeyin yapılmaması.

Herkesin renkli bir hatırasının olduğu yemyeşil köyümüz bahçelerinde mısırların ,salatalıkların,yerelmalarının

kapıları elma ağaçlarının süslediyi güzel köyümüzde şimdi insanlarımızın evlerinde içme suyu dahi bulamadan

çaresizliğin gölgesinde gizlenerek yok oluşlarını seyretmekteler.

   Bu süreç birtek bizim köyle sınırlı deyil elbette.Bütün Anadolu köylerini kapsayan bu göç dalgası herkes gibi

bizide vurdu.  Ama en büyük yıkımı bizlerde yaptı.çünki biz Kafkasya-dan dilimizi ve örf ve adetlerimizide getirip

geldik ama şimdi onların yok oluşunun yasını, acısını yaşamak bir tokat gibi yüzümüzde patladı.Düşünelim.

büyüklerimizin konuştuğu lisanı.Çeçen veya Kabertey lisanını .Tarihçesini bilen varmı bu dillerin nezaman var

olduğunu yüzyılmı?binyılmı yoksa dahamı eski.Bukadar eski olan lisanımızı bugünlere kadar taşıyan o yüce

insanları ve bizleri .Bir ulusu ulus yapan en önemli halkalardan birini bizler kopardık ,yok ettik .Sebep ne olursa

olsun bu mirası bizler yok ettik ve inanın birdaha kazanamayacağız.

Evet düşünüyorumda nekadar çok şeyi kaybetmişiz. Köy meydanında oynadığımız halimolayı,kadirin bahçe-

sinde yüzdüyümüzü,Şerefin var olsun diye sıktığımız tapa dabancaları,Çeçen yaylayı ,kurudereyi,başpınarı,

elmalı pınarı dağarmutlarını,kaynattığımız hedikleri,mezarlıktan kaydığımız kızakları ,özde toplanan çayırları,

harmanlarda koşulan düvenleri,yemlikleri ve mantarları.aşşık oynamayı ve zubayı,şeytancuk yapmayı,tel

arabalarını,közde pişirdiyimiz patetesleri,kavurduğumuz arpaları vs vs  vs.

     

Yukarda yazılan bütün her şeyi bizler 1980 den önceki kuşak herkes ucundan kıyısından bu çemberin

içerisindeydik.İnanıyorumki herkes eskilere gidip anılarını canlandırmaya çalışıyordur ve herkesin birer anısı

vardır.Ama şimdi yok bunların inanın hiç birisi kalmadı veya can çekişiyor.

      Bu süreci bizler yaşadık .şimdi hafızalarımızda tatlı birer anı olarak yerlerini aldılar.Bizden sonrakiler

bizlerden dinlerken güzel bir masal tadında dinleyecekler ve sonrakiler beklide hiçbir şey hissetmeyecekler

onlar için bir önem ifade etmeyecek.Bizler güzel hatıralarımızı meze yaparken dost sohbetlerinde, eyer dile

gelseydi BORANDERE

 

NE KALDI ŞUNUN ŞURASINDA

''YİNE VE İLLEDE SEN''

DİYORSAN BU YOLCULUKTA

AY YOLA DÜŞMEDEN GEL

YORULDUM,YOL ÜSTÜNDEYİM...

SEN ÜSTÜME ÇIKA GEL !

T.TALİPOĞLU

                                                                                                                                                         

Diye seslenirdi herhalde hepimize..............                                        26-02-2007.

                                                                                                          Çevik COŞKUNER